Ladies rolex replica watches series, many styles, the definition of replica rolex contemporary women's wrist scenery of the wrist of choice. Using a variety of different materials, with a variety of replica watches gemstones mosaic style and bracelet styles, the unique style of replica rolex watches black nano ceramic diamond watch came into being.
 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
=
logo

>Menü8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Bir fabrikada çalışan işçi kadınların, ağır çalışma koşullarına karşı vermiş oldukları onurlu mücadele ve dayanışmanın sonucunda elde edilmiş ‘Dünya Kadınlar Günü’ her yıl 8 Mart tarihinde kutlanır. Bu özel gün insan hakları temelinde kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine ve kutlanmasına ayrılmaktadır.

Türk toplumu için de çok önemli olan kadının değeri daha yüzyıllar öncesinden gösterilmeye başlanmıştır. Türk destanlarında kadına ilâhi bir görev atfedilmiştir. Türk mitolojisinde “AK ANA” figürü bunun en önemli örneğidir. Sonsuz sulardan çıkıp, Ülgen’e yaratma emrini veren ve tekrar sulara geri dönen Tanrıça Ak Ana’dır. Altay Türklerinin inançlarına göre Ak Ana ışıktan oluşan bir kadın suretidir. Ülgen’in ilk yaratma ilhamını Ak Ana’dan alması, Türklerde kadın figürünün ne kadar önemli olduğunun bir kanıtıdır. Türkler kadını adeta bir yaratıcı olarak görmektedirler. Ak Ana figürü başında bir çift boynuzla betimlenmektedir. Bu da Ak Ana’nın gücünü göstermektedir. Kültürümüzde kadına yüce bir varlık gözüyle bakılmıştır. Böyle bir kültüre ve töreye hayran olmamak elde değildir. Kadın bereketin simgesidir. ‘Ev toprağın üzerine kurulmaz, bir kadın üzerine kurulur.’ Sözü bunun göstergesidir.  Evi ev yapan duvarı tuğlası değildir. Evi ev yapan, kadının kendisidir. 

Dede Korkut hikâyelerinde, aile kavramı içinde en önemli yere sahip olan soyun devamlılığının kaynağı, yuvayı yapan, fedakârlık ve sadakatiyle toplum içinde farklı bir yere sahip olan kadındır.  

Dede Korkut hikâyelerinde 4 tip kadın tipinden söz edilir. Lâkin bu 4 kadın tipinde ideal kadın tipi “evin direği (dayağı)” kadın tipidir. Buradaki direk kelimesi öyle alelade basit bir kelime değildir. Manası şöyledir; Göçebe hayat tarzını benimsemiş Türklerde kurulan otağın ortasında bir direk vardır. Ve bu çadırın ayakta kalmasını dimdik durmasını sağlar. Aynı şekilde kadın da evinin direğidir o da aynı vazifeyi üstlenmiştir. Direk bu minvalde kadim geleneklerde bütün kainatı ayakta tutan bir semboldür. Kadının evden çekilmesi evi ayakta tutan direğin yıkılmasıdır.

Türkler’in tarih boyunca kurduğu bütün devletlerde kadınlar önemli roller üstlenmişlerdir. Bu roller devletten devlete hatta bazen bölgeden bölgeye değişiklik göstermiştir. Etkisi altında kalınılan dinler ve kültürler Türkler’in kadına karşı yaklaşımını etkilemiştir.  Ancak Orta Asya’da yaşayan Türkler’de genel olarak kadına bakış aşağı yukarı aynıdır. Hatta bazı topluluklarda kadının üstünlüğü  tartışılmaz derecededir. Orta Asya’da yalın bir şekilde Türkler’in hayatları incelendiğinde dikkatimizi kadının varlığı ve statüsü çeker. Aynı çağdaş milletlere ve devletlere göre çok ileri derecelerde kadın toplumsal, siyasal, sosyal ve ekonomik hayatın tam merkezindedir. Orta Asya Türklerinin tarihi ve yaşayışı ile ilgili olarak en önemli başvuru kaynağı hiç şüphesiz Orhun Kitabeleri’dir. VII. yüzyıldan başlayarak, Orhun Kitabeleri’nde devlet işlerini bilen katunlardan (hatun) söz edilir. Kağanın hanımı olan hatun da tıpkı kağan gibi töre ile bu makama oturur ve kağan ile birlikte ülkeyi yönetir. Bu çarpıcı durum kadının sadece evinde kalmadığı siyasi konularda da söz sahibi olduğunun açık göstergesidir. Orhun Kitabeleri’nde yer yer hakan ve hatunun buyruğu sözü ile başlayan ifadeler yer alır. Bu sözler, eski Türk devletlerinde kadının da yönetimde söz sahibi olduğunu gösterir.

Selçuklularda hatunlardan bazıları sarayda sultanın yanında değil geçici veya devamlı olarak başka bir şehirdeki sarayda kalırdı. Sultanla birlikte otursun veya oturmasın hatunun emrinde küçük çaplı idari ve askeri teşkilat, özel bir hazine, özel bir vezir ve diğer görevliler bulunmaktadır. Hatunlar yeri geldiklerinde bulundukları yerden ayrılarak sultanın yardımına gidebilirlerdi.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde kadınlar sosyal hayatın içerisinde erkeklerle birlikte daha etkin bir görüntü çizmişlerdir. Kadının ailede anne olarak yeri her zaman ön planda ve tartışılmaz bir mevkide olmuştur. Kuruluş döneminde konar-göçer bir kültüre sahip Tük toplumunda büyük bir fonksiyona sahip olan kadın yaylaya gidiş ve dönüşlerdeki tüm düzenlemeler ona aittir.

Dünya kadınlar günü vesilesi ile , kadını baştacı eden bir kültüre ve cenneti kadının ayağının altına seren bir dine mensup olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Tüm kadınların ‘Dünya Kadınlar Günü’ kutlu olsun.

BATI TRAKYA AZINLIĞI YÜKSEK TAHSİLLİLER DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU


 

Yukarı